Deri kanserlerinde risk faktörleri

Deri kanserlerinde risk faktörleri

Hem melanoma olmayan-NMDK hemde maling melanoma-MM gelişim nedenleri içerisinde hastaya ait veya çevresel risk faktörleri mevcuttur. Bunlar;

Güneş - UVR(Ultraviyole Radyasyon)

UVR da UVC daha fazla kanserojendir ancak atmosfer tarafında emildiği için yeryüzüne ulaşamaz. Fakat ozon tabakasındaki incelme arttıkça UVC radyasyonunun potansiyel etkisi önem kazanacaktır. Ozon tabakasındaki her %1’lik azalma ile birlikte deri kanseri sıklığının %2 ile %4 arasında arttığı gösterilmiştir. UVB ve UVA radyasyonu deri hücrelerinde DNA hasarı yapmaktadır. Ayrıca UVR  vücudun hücresel onarım sistemlerini ve  savunma istemini kısmi baskılanmaktadır. Bu yaptıkları değişikliklerle çoğu deri kanserinin oluşumunda asıl sorumludur. UVR’nun NMDKlerin yaklaşık olarak %90’ından sorumlu olduğu tahmin edilmektedir.

Bronzlaşma salonlarında kullanılan yapay UVA radyasyonunun uzun dönem etkileri artan bir kaygı oluşturmaktadır. Bronzlaşma lambaları ve yataklarının bu aletlerin kullanım sıklığıyla orantılı olarak NMDK riskini artırdığı ve doğal güneş ışığı ile birlikte kullanıldığında deri kanseri gelişme riskini artırdığı gösterilmiştir.

UVR maruziyetine bağlı NMDK oluşması için gerekli sürenin 20 ile 30 yıl arasında olduğu tahmin edilmektedir.  SCC ' nin  neredeyse tamamen  UVR maruziyetine bağlı olduğunu göstermektedir. UVR dışındaki nedenlerin BHK’ye neden olduğu düşünülmektedir.  Siyah ırkta UVR’nin deri kanseri geliştirme açısından önemli bir etyolojik faktör olmadığı düşünülmektedir. Güneş ışığı malign melanomla en yakından ilişkili risk faktörüdür. Enlem azaldıkça, kıyı şeridine yakın yerleşimde malign melanom artar. Irka bağlı pigmentasyon koruyucudur.   UVB ışını diğer ışınlara kıyasla malign melanomla daha yakından ilişkilidir. Diğer taraftan, UVB’nin ektilerini azaltan güneş koruyucu kremlerin kullanılmasıyla, aslında UVA’nın da malign melanom gelişiminde önemli olduğu bulunmuştur. Hayat boyu maruz kalınan toplam güneş ışığı dozu önemlidir. Diğer taraftan aralıklı olarak güneş ışığına maruz kalmanın da (güneşlenmek gibi) malign melanom riskini artırdığı bilinmektedir. Özellikle çocukluk döneminde olan güneş yanıkları da malign melanom gelişimi açısından önemli bir risk faktörüdür. Güneşe maruz kalmak,  melanositik nevüslerin varlığı gibi kişinin kendi risk faktörleriyle birlikte olduğunda,  risk daha da artar.

İyonize Radyasyon ve Floresan ışık

İyonize radyasyonunun insanlar ve hayvanlar üzerindeki karsinojenik etkileri iyi bilinmektedir. Radyasyonla ortaya çıkan NMDK hastalarında en önemli faktör total dozdur.  İyonize radyasyona mesleki ortamlar ve kanser tedavisi gibi tedavi amaçlı olarak da maruz kalınabilir. İyonize radyasyondan sonra UVR bir arttırıcı olarak etki etmektedir.

Kısa dalga boylarında, floresan ışıktan absorbe edilen UV ışığı, güneştekine kıyasla daha yüksek olabilir.  Floresan ışıkla melanom  rasındaki ilişkiyi araştran bir çalışma riskin artmış olduğunu göstermiştir.

Kimyasallar

Aynı zamanda, kimyasal maddeler, ister tek başlarına ister UV ile kombine olarak melanom riskini artırabilirler.  ksenobiyotikler, klorlu havuzlar, plastik, pestisid ve benzoyl peroksitin malign melanom riskini arttırdığı görülmüştür.

Genetik Özellikler

Deri kanserlerine yakalanmada genetik yatkınlıklarındaki asıl rol; primer olarak güneşe maruz kalmayan derinin melanin içeriği ve kişinin UVR’a maruz kaldığında bronzlaşma yeteneğidir.  Açık cilt rengi, açık göz rengi, bronzlaşamama, çil ve güneş yanığı oluşturma yatkınlığı ve kızıl veya sarı saç rengi, kişinin derisinde renk madde içeriğiyle ilgili olduğundan NMDK ve melaonom için güçlü belirteçlerdir. Saç rengi, göz renginden daha önemli bir risk faktörüdür. Siyah veya kahverengi saçı olanlara kıyasla, sarı saç rengi olanların malign melanom relatif riski 2 kat, kırmızı saç rengi olanların relatif riski 2-4 kat arasındadır. Son zamanlara kümülatif UVR dan daha çok ciddi güneş yanıklarının toplam sayısının YEHK geliştirme ile daha yakından ilgili olduğunu bulmuştur. Bazal hücreli karsinom, alınan toplam dozdan çok güneşe maruz kalma aralıkları ile daha yakından ilişkilidir. Tatiller veya hafta sonları gibi düzensiz aralıklarla güneş ışığına maruz kalanların BHK geliştirme riskleri düzenli olarak güneş ışığına maruz kalanlara göre daha yüksektir. Uzun boylu insanlarda malign melanom daha sık görülür. Bu bulgu, beslenme, sosyal sınıf ve hormonlar gibi büyümeyi artıran faktörlerin melanomla ilişkili olabileceğini düşündürmektedir. NMDK tüm ırklarda görülür fakat siyah ırk en düşük oranlara sahiptir. BHK insidansı siyah ırkta beyazlarla kıyasla çok daha düşük  lmasına rağmen, güneş görmeyen vücut alanları değerlendirildiğinde BHK insidansı için ırklar arasındaki farklılık azdır.  SCC siyahlar arasında en sık görülen deri kanseri türüdür.

Prekanseröz  deri hastalıkları 

Yaş ve Cinsiyet

  Hem erkeklerde hem de kadınlarda NMDK lezyonlarının %80’i yüz, baş veya boyunda oluşur.  Erkeklerde NMDKler genellikle kulak veya burunda oluşur ve bacaklar nadiren tutulur. Diğer taraftan kadınlarda, burun ve bacaklar en sık yerleşim yeridir.  İleri yaş ve erkek cinsiyeti daha yüksek oranlarda hem BHK hem de SCC geliştirme riskiyle ilişkilidir. SCC sıklığı BHK sıklığına göre artan yaş ve toplam güneş maruziyetiyle daha hızlı bir artış gösterir.  Erken yaşlarda BHK sıklığı kadın ve erkeklerde benzerdir; fakat 45 yaştan sonra erkeklerde sıklık  artar. Tüm yaşlarda SCC geçiren erkek sayısı kadınlardan fazladır. Erkekler  kadınlara oranla 2-3 kat daha sık BHK ve SCC geçirirler.  ve bunun nedeni muhtemelen mesleki maruziyettir.

Kronik yaralar

Uzun süreli yanık yaralarında SCC geliştiği bildirmiştir. Bu olay, herhangi bir sebeple uzun süreler kapanmayan yaralarda da geçerlidir. İnsidansı %2 olarak bildirilmiştir. Yanık skarlarında oluşan değişiklikler yakın izlenmelidir, gerektiğinde biyopsi yapılmalıdır. SCC, özellikle de kemik iltihabı ile ilişkili akıntı kanallarında gelişebilir. En sık görüldüğü yer kavak kemiği - tibia önüdür. Hasta yaşı ve drenaj süresi önemlidir. 20 yıldan daha uzun süre iyileşmeyen yaralarda malignensi ihtimali daha yüksektir. Bazen yüzeyel tutulum minimal olabilir ve tümör kemik içine doğru ilerleyebilir. Bacaklarda ortaya çıkan SCC’lerin yarısı kronik olarak yaralı deride ortaya çıkmaktadır. Tanı anında bu lezyonların %20-30’luk bir kısmında bölgesel lenf nodlarına metastaz yapmış olduğu saptanmıştır.

Aile hikayesi

Melanom hastalarının %5 ve %10 arasında hastalığın aile hikayesi mevcuttur. Ailesinde etkilenen tek kişi olanlarda relatif risk 2.3 iken iki kişi olduğunda relatif risk 5’tir. Bu risk, güneş maruziyeti gibi diğer risk faktörlerinden bağımsızdır.

Genetik sendromlar

Birçok nadir genetik sendrom çoğunlukla UVR maruziyetine artan hassasiyet nedeniyle artmış deri kanseri riskiyle ilişkilidir. Xeroderma Pigmentosum (XP), Nevoid bazal hücre sendromu, Albinizm, Epidermodysplastic verruciformis, Epidermolysis bullosa dystrophica (EBD), Diskeratosis congenita gibi.

İmmünsüpresyon- Vücut savunma sisteminin baskı altında olması

İmmünsüpresyon deri kanserleri de dahil olmak üzere birçok kanser için predispozisyona neden olur. İmmünsüpresyon, potansiyel olarak malign değişikliğe uğramış immün mekanizmaları baskılar. İmmünsüpresif ilaçların UVR’nin karsinojenik etkilerini artırma ihtimali de vardır. Birçok çalışmada immünsüprese böbrek nakilli  hastaların daha erken yaşlarda ve daha kısa latent dönemden sonra (1-7 yıl) güneş gören vücut bölgelerinde özellikle SCC olmak üzere deri kanserleri geliştirdiği ve bu hastalarda metastaz oluşma ihtimalinin daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Bu hastalarda MM da sıktır.

HPV enfeksiyonu SCC gelişiminde, özellikle immünsüpresyon hastalarda geçerlidir. Öne sürülen mekanizma, HPV’nin ilk enfeksiyondan sonra yıllarca sessiz kaldığı ve bir immünosüpresyon durumunda tekrarladığıdır. Özellikle 16 ve 18 subtiplerinin SCC ile ilişkili olduğu gösterilmiştir.

 

Dizayn