Deri kanserlerine dönüşebilen deri tümörleri

İyi Huylu ancak Deri Kanserlerine Dönüşebilen  - Prekanseröz  Deri Tümörleri

Herhangi bir iyi huylu deri tümörü % 10 dan fazla kansere dönüşme riski taşıyor ise bunlara "Prekanseröz tümörler" denilmektedir.

AKTİNİK KERATOZİS; daha ayrıntılı bilgi için...

BOWEN HASTALIĞIdaha ayrıntılı bilgi için...

ARSENİK KERATOZİS; 5 değerli inorganik arsenik eski tarihlerde Fowler solüsyonu adı ile astım ve sedef ile  diğer cilt hastalıklarında kullanılmıştır.  Klinik olarak arseniğe maruz kalındıktan 20 yıl içerisinde keskin kenarlı, yuvarlak, siğil gibi yada nokta 2-4 mm çaplı, şeklinde daha çok el içi ve ayak tabanında görülmektedir.  parmaklara yerleşmez. SCC dönüşebilmektedir. Ayrıca arsenik mesane kanseri de yapmaktadır. Bazı Çin kökenli bitkisel ürünlerde de arsenik bulunmaktadır. Arsenik karışmış özellikle kuyu sularının içimi buna neden olabilmektedir.

arsenik keratozis

Arsenik kronik alımı  20-30 yıl sonra BCC gelişim riskini de artırmaktadır.

arsenik keratozis2
Ellerde arsenik keratozis

ERİTROPLASİA QUEYRAT - ERYTHROPLASIA OF QUEYRAT; Bowen hastalığının erkekte penise yerleşmiş bir formudur. Yavaş ilerlemektedir ve sonrasında SCC gelişebilmektedir. Sıklıkla penis baş kısmına, sünet derisine, ve idrar kanalının penise açıldığı ağzına yerleşmektedir. Keskin sınırlı, kırmızı üzeri düz plaklar yapmaktadır. Kadınlarda vulvada yerleşebilir. 40 yaş üstü sünetsiz erkeklerde daha sıktır.  5-FU yada  imiquimod krem kullanılabilmektedir. Yetersiz kalınan durumlarda Co2 lazer kullanılmaktadır.

quayret
ERİTROPLASİA QUEYRAT

VERRÜKÖZ KARSİNOMA, bir YEHK türüdür. Verrüköz veya siğil benzeri bir lezyon şeklindedir. Bir süre klinik olarak benign seyredebilir. Lezyon lenf nodlarına yayılmaz, ancak bulunduğu dokulara sıklıkla yayılır ve yıkıcıdır. Sinsi bir şekilde alttaki yapılara yayılım gösterir. Sıklıkla tedaviler sonrası tekararlamaktadır.

LEUKOPLAKIA- LÖKOPLAKİ; Lökoplaki ağız içerisinde mukozaya yerleşen prekanseröz tümörlerdir. İsmini klinik olarak beyaz renginden almaktadır. Mukozadan hafif kabarık olabilir, beyaz yada opak, yoğun yapıdadır. Bazen ülserasyonlar gösterebilmektedir. Sıklıkla dudak kenarlarına ağız içerisine ve kadınlarda genital alana vulvaya yerleşmektedir. 

Ağız içerisindeki lökoplakilerde en fazla neden sigara içimidir. Lökoplakili hastaların % 17 sinde zamanla SCC gelişmektedir. Bunun gelişme süresi 1-20 yıldır. Sigaranın kesilmesi lezyonun kendiliğinden 6 haftada  düzelmesini sağlamaktadır.

Dudaklarda ve vulvada lökoplaki olduğunda 5-FU, cerrahi tedavi, elektrocerrahi, kriyotedavi ve CO 2 lazer yapılabilmektedir.

lökoplaki
Alt dudakta lökoplaki

KONJENİTAL MELANOSİTİK NEVUSLER; Konjenital melanositik nevüsler yeni doğanların yaklaşık %1’inde görülür ve çoğunlukla 2 cm çaptan küçük ve tek sayıdadırlar. Yenidoğanda 9 cm çap veya erişkinde 20 cm çaptan daha büyük olan dev konjenital nevüsler daha nadirdir ve her 20.000 yeni doğanın 1’inde görüldüğü düşünülmektedir.  Dev konjenital nevüslerde malign transformasyon riskinin belirlenmesi zordur ve hayat boyu riskin %5 -15 arasında olduğu düşünülmektedir.  

Bu popülasyonda gelişen melanomlar genelde ilk 10 yaş içinde gelişirler ve prognozları, özellikle deri dışı yerleşim gösterdiğinde, kötüdür. Lezyonlardaki aşırı kıllanma, renk değişkenliği, nodülarite ve düzensiz yapı bu lezyonların malign melanom açısından takibini zorlaştırır. Lezyonların büyüklüğü ve fasya ile kasa kadar uzanmaları nedeniyle bu lezyonların total eksizyonu neredeyse mümkün değildir. Fakat profilaktik cerrahinin tümör yükünü ve dolayısıyla malign melanom riskini azalttığını öne süren yazarlar vardır. Bu hastalarda gelişen malign melanom’ların %50’si deri dışı alanlarda gelişir, dolayısıyla sadece lezyonun çıkarılması riski azaltmayabilir. 

DİSPLASTİK NEVUSLER; Displastik nevüsler ilk olarak 1978 yılında çok sayıda klinik olarak atipik görünümlü nevüsü-beni olan ve artmış malign melanom insidansı olan ailelerde tanımlanmıştır. Sonradan çıkan benlerin aksine melanomdakine benzer klinik özellikler sergilerler. Çapları 6-8 mm’den büyük, düzensiz sınırlar, değişken pigmentasyon ve topografik asimetri gösterirler. Displastik nevüsler artık atipik moller olarak adlandırılmaktadır.

Toplumda %10 sıklıkta görülen sporadik veya ailesel olmayan displastik nevüslerde tablo, bu hastalarda malign melanom’a dönüşme riskinin belli olmamasından dolayı biraz karışıktır. Fakat bir çok çalışma, “anormal mol fenotipi” olan hastalarda (yani, klinik atipi olsun veya olmasın, 100’den fazla molü olan hastalar veya en az birinde atipik özellikler olan 50’den fazla molü olan hastalar) malign melanom riskinin arttığını göstermiştir. Bu hastaların ailelerinde malign melanom öyküsü varsa, bu risk belirgin olarak artar.  Atipik molleri olan hastalarda bu moller direkt olarak malign melanom prekürsörü olmaktan ziyade, malign melanom riskinin arttığını gösteren bulgular olduğu düşünülmelidir.

Famm sendromu olan hastalarda belirgin olarak artmış malign melanom riski vardır ve bu hastalarda daha erken yaşlarda multiple primer malign melanom’lar oluşabilir.  70 yaşında  bu hastalarda hayat boyu malign melanom gelişme riski %100’e ulaşır.

 

Dizayn