AIDS

            AIDS, HIV etkeni nedeniyle insanlarda bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bulaşıcı bir hastalık. AIDS sözcüğü, İngilizce Acquired Immune Deficiency Syndrome (Edinilmiş Bağışıklık Eksikliği Sendromu/EBES) kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. HIV (İnsan bağışıklık yetmezliği virüsü), bağışıklık sistemine yavaş yavaş nüfuz ederek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok eder ve bireyi çeşitli rahatsızlıklara karşı korunmasız hale getirerek sonunda ölümüne sebebiyet verir. AIDS, HIV enfeksiyonunun son aşamasıdır ve bu süreçte ölümcül enfeksiyonlara ve kansere sıklıkla rastlanır. HIV virüsünü taşıyan kişiye HIV pozitif denir. Kavram bütünlüğü sağlamak açısından yaygın olarak HIV/AIDS birleşik terimi kullanılır. 
HIV virüsü kana bulaştıktan sonra uzun yıllar belirti vermeyebilir ve kişi kendini iyi hissedebilir. Bazı vakalarda, HIV pozitif bir kimsenin 8 ila 10 yıl AIDS'e yakalanmadığı görülmüştür.
 

            Bilinen ilk AIDS vakaları 1981'de ABD'nin New York ve Kaliforniya eyaletlerinde rapor edildi. AIDS teşhisi konulan ilk şahısların çoğu hastalığı cinsel yolla kapan eşcinsel erkekler ve şırıngaları ortak kullanan damardan alınan uyuşturucu bağımlılarıydı. 1983 yılında Amerikalı ve Fransız araştırmacılar hastalığın nedeninin HIV olduğunu buldular ve 1985'e gelindiğinde bu virüsü tespit eden serolojik kantestleri geliştirildi.

            AIDS muhtemelen Afrika'da ortaya çıktı ve 1980'lerde başta Afrika'da olmak üzere AIDS vakalarında salgın düzeyinde artış görüldü. Bu hızlı artışta, Afrika'da şehirleşmenin çoğalması, uzun yolculukların ve uluslararası seyahatlerin artması, seks alışkanlıklarının değişmesi, damardan uyuşturucu kullanımının artması önemli rol oynadı. Birleşmiş Milletler'in 2004 raporuna göre dünyada 38 milyon kişi HIV taşıyor, her yıl 5 milyon kişi virüsü kapıyor ve 3 milyon kişi AIDS'ten ölüyordu. 

            1981-2008 yılları arasında, 20 milyon kişi AIDS nedeniyle hayatını kaybetti. 

            Tüm dünyadaki HIV pozitif vakalarının %70'i Sahra altı Afrika'dadır. Afrika'daki bazı ülkelerde nüfusun %10'undan fazlası HIV taşımaktadır. Bu oranlar dünyanın diğer bölgelerinde bu kadar aşırı olmasa da Doğu Avrupa, Hindistan, Güney Asya ve Güneydoğu Asya, Latin Amerika veKarayipler'de hızlı bir artış görülmektedir. Oranlar Batı Avrupa ve ABD'de de artmaktadır. ABD'de yaklaşık 1 milyon kişi HIV taşımaktadır ve virüsü yeni kapan vakaların yarısı siyahi Amerikalılardır. Asya ülkelerinde en keskin artış Çin, Endonezya ve Vietnam'da görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre HIV retroviral tedavisine gereksinim duyan insanların 10 da 9'u tedavi görememektedir.

HIV BELİRTİLERİ ( Primer HIV Enfeksiyonu )

            HIV , vücuda alındıktan 1 – 6 hafta içerisinde ilk çoğalma döneminde akut enfeksiyona neden olur. Bu dönemde belirtiler ve klinik bulgular HIV enfeksiyonuna özgü değildir ve değişkendir. HIV belirtileri, grip benzeri belirtileri andırır. Genelde belirtiler virüs bulaşmasından 10-15 gün sonra başlar ve 2-3 hafta kadar devam edebilir. Yukarıda belirtilen şikayetlerin tamamı olmayabilir. Bazı insanlarda ise virüs bulaşmasına rağmen hissettikleri hiç bir yakınma olmayabilir. HIV belirtileri ve görülme sıklıkları şu şekilde sıralanabilir;

 

1.       Ateş ( %96 )

2.       Lenf bezlerinde büyüme ( lenfadenopati )( %74 )

3.       Farenjit ( %70 )

4.       Deri Döküntüleri ( %70 )

5.       Kas ve Eklem Ağrıları ( % 54 )

6.       İshal ( ( % 32 )

7.       Baş Ağrısı ( %32 )

8.       Bulantı ve Kusma ( %27 )

9.       Karaciğer ve Dalak Büyümesi ( %14 )

10.     Pamukçuk ( %12 )

 AIDS BELİRTİLERİ

            HIV virüsü vücutta bağışıklı eksikliğine yol açtıkça fırsatçı enfeksiyonlar veya kanserle ortaya çıkabilir. Yaygın kullanımda HIV ile ilgili tüm hastalıklar genel olarak AIDS ile anılmakta ise de aslında HIV virüsü vücuda alındıktan sonra geçirilen tüm dönemler HIV enfeksiyonu, bunun son basamağıda AIDS dönemidir. Bu dönemde bağışıklık eksikliği iyice belirgin bir hale gelir. AIDS belirtileri ve bulguları daha yoğun bir halde vücutta kendini göstermeye başlar. 

1.       Halsizlik

2.       Baş Ağrıları

3.       Vücut ağırlığının %10’undan fazla kilo kaybı

4.       Nedeni Bilnmeyen Ateş

5.       Kronik Diyare ( İshal )

6.       Deride Pullanmalarla

7.       Yaygın ve Sık Herpes Virüs Enfeksiyonları

8.       Ağızda Mantar Enfeksiyonları

 

            HIV bulaştıktan sonra, AIDS belirtileri kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre 2 - 10 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. HIV bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle CD4 kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören CD4 hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar.  

            Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlayan uçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük görülür. Tüberküloz, pamukçuk, diğer bakteri, mantar ve protozoon hastalıkları fırsatçı enfeksiyonlar ortaya çıkar. Kişide bu HIV belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda AIDS düşünülebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda HIV belirtilerini düşündürebilir. Kesin tanı için HIV testi yapılır.

HIV'in 2 tipi vardır.

            HIV- 1 dünyada en yaygın görülen AIDS etkeni virüsüdür. HIV-2 ise daha az görülür, AIDS, bulaştığı vücutta, vücudu hastalıklara karşı koruyan bağışıklık sistemini zayıflatır ve hatta yok eder. Mikroplara karşı bağışıklığı yani direnci azalan vücutta, HIV'in yanında, çeşitli mikroplar da hastalıklara neden olurlar. Zatürree, cilt kanseri, bunama bunlardan bazılarıdır. 

AIDS bulaşma yolları;

  • HIV virüsü, kan yoluyla, HIV/AIDS'li kişinin kan, kan ürünleri, doku veya organlarının nakliyle,
  • Cinsel ilişki ile, 
  • Hamileliğinde HIV taşıdığının farkında olmayan anneden, çocuğuna bulaşır. En fazla bulaşma yolu da anne sütüdür.  

            HİV’ li partnerle cinsel ilişki kuran kişi başka cinsel hastalık taşıyorsa (Bel soğukluğu, frengi, hepatit vs.) doku hasarı nedeniyle bulaşma riski katlanarak artar. Ayrıca partnerin yaşı, hastalığın evresi, ilişkinin şekli ile risk değişir. Kadınlarda menstrüal kanama zamanındaki ilişkide risk yüksektir. Ne kadar farklı kişi ile cinsel ilişki kurulursa HİV kapma olasılığı o denli artar.


AIDS Nasıl bulaşmaz ?

HIV virüsü vücudun dışında yaşayamayacağından aslında bulaşması zordur.

  • Tükürükle,
  • Terleme ile,
  • Deriye dokunma ile,
  • Başkasının havlusu ile,
  • El sıkışma ile,
  • Kucaklama ile,
  • Yanaktan öpüşme ile,
  • Yiyecek içecekten,
  • Ortak tabak çanak kullanımı ile,
  • Havuz ve tuvalet kullanımı ile,
  • Aynı evi paylaşmakla
  • Başkasının giysisini giyme ile bulaşmaz

AIDS'ten Korunma İçin Öneriler:

  • Sağlıksız cinsel ilişkiden kaçının,
  • Kontrolsüz kan ve organ transferlerinden uzak durun.
  • Anneden bebeklere özellikle "anne sütü ile" bulaşabileceğini unutmayın. AIDS'in %3-5 oranında bu yolla bulaştığı saptanmıştır. Anne-çocuk ilişkisinde mutlaka doktor tavsiyesine uyulmalıdır. HIV virüsü taşıyan bir annenin doğuracağı çocuğa HIV virüsünün bulaşma oranı % 30 civarındadır.
  • Damardan ilaç bağımlısı olan hastalar ile damardan uyuşturucu kullananlar özellikle dikkatli olmalı, enjektörler bir defa kullanılıp, atılmalıdır.
  • Cinsel yolla AIDS bulaşmasına engel olmak için, çok eşlilikten kaçınılmalı, gerektiğinde prezervatif kullanılmalıdır. Güvenli cinsel eş seçilmelidir. En güvenlisi ise tek eşli yaşamın tercih edilmesidir.
  • Kullanılmış şırınga, iğne, cerrahi aletler, diş hekimliği aletleri, dövme aletleri, jilet, makas vb. gibi tüm kesici ve delici aletler ile bulaşma olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. 

HİV in dezenfeksiyonu nasıl yapılır?

·         HİV vücuttan çıktığı zaman son derece dayanıksız olan bir virüstür. Kan, Sperm ve vajina sıvısındaki virüs dış ortamda en fazla 1 saat canlı kalır. Bulaşmış eşyadaki virüsün yok edilmesi için sulandırılmış (1:10) çamaşır suyu ile 10 dakika bekletmek yeterlidir.

·       Deriye bulaşma durumunda sabunlu su ile yıkanır. (en az 20 sn.) Yıkama sonrası alkol sürülmesi yarar sağlar. Mükoz membranlar sadece su ile yıkanabilir. Yara üzerinde bulaşma varsa önce sabunlu su ile yıkanır; üzerine tentürdiyot, betadine gibi antiseptik sürülür. Kaynatılabilir eşyalar birkaç dakika kaynatılır veya 60 derecede 30 dakika ısıtılır. Temizlik için Ultraviyole ışınları tercih edilmez. 

HIV / AIDS tüm dünyada hızla yayılmaktadır. Hastalığa ait özellikler; 

·         Kan yoluyla ve cinsel ilişkiyle hızla yayılabilmektedir.

·         Kadınlarda ve erkeklerde, yani her iki cinste de görülebilmektedir

·         Her yaştaki insanlarda görülebilir

·         HIV / AIDS in kesin tedavisi halen yoktur.

·         HIV / AIDS in henüz koruyucu bir aşısı da mevcut değildir

AIDS / HIV TESTLERİ NELERDİR ?

Laboratuarımızda çalışılmakta olan HIV testi yöntemleri , virüsü saptama hassasiyeti ve vücuda giriş zamanına göre değişiklik göstermektedir.

Laboratuarımızda çalışılan HIV testi yöntemleri aşağıdaki gibi sıralanmaktadır ;

1. HIV Duo Ultra ( Antigen – Antikor ) 4.Jenerasyon Test

2. HIV PCR ( Viral RNA )

 3. p24 Antigen Testi

4. ELİSA ( Anti – HIV ) Testi



HIV DUO ULTRA ( Antigen – Antikor ) 4.jenerasyon Test

Şüpheli cinsel ilişkiden itibaren, daha erken sürede sonuç alabilmek için, HIV’e özgü antijen arayan testleri kullanmak gerekmektedir. Çünkü, hastanın kanında HIV p24 antijeni, HIV taşıyan kan nakli gibi yüksek miktarda virüs bulaşması olan durumlarda, bulaşmadan sonraki ilk 24 saatte bile yüksek miktarda saptanabilmektedir. Cinsel ilişkiyle bulaşma olan durumlarda ise virüs önce vücutta bir çoğalma dönemi geçirmekte ve bulaşmadan 2 hafta kadar sonra kanda HIV p24 antijeni saptanabilmektedir.Bu dönemde vücutta antikor üretimi ortaya çıkmamıştır.HIV p24 antijeni, şüpheli ilişkiden sonraki 2-6 hafta içinde yüksek düzeyde kanda bulunmakta, daha sonra düzeyi düşmektedir.

Bu dönemde HIV antikorları henüz ölçülebilir düzeye ulaşmadığı için, HIV p24 antijeni bakılması, erken tanı olanağı sağlamaktadır. Çünkü HIV antikorları 4. haftadan sonra ortaya çıkmakla birlikte, kullanılan ELISA testleriyle ölçülebilir sonuç vermeleri ancak 1.5-3 ay sonra olabilmektedir. 

Bu nedenle, şüpheli ilişkiden sonra, erken dönemde sonuç alabilmek için HIV p24 antijeni ve antikora beraber bakılması daha uygun olacak ve tanıyı daha erken koyabilme imkanı sağlayacaktır. 
HIV p24 antijenini, hem de HIV 1+2 antikorlarını birlikte ölçen HIV testleri geliştirilmiştir. Bu testler şüpheli ilişkiden itibaren HIV bulaşmasını daha erken ve başlangıç döneminde ortaya koyma avantajı sunmaktadırlar.

Dördüncü-jenerasyon HIV tarama testleri:

Serokonversiyon panel analizleri içinde 'antibody capture assay' temelli testler olmalarına rağmen birinci sırada yer almaktadırlar. Üçüncü jenerasyon testlerle karşılaştırıldıklarında tanıda 3-5 günlük zaman kazanımı sağlarlar. Bu testlerin kullanılması şiddetle önerilmektedir, çünkü bireyler antijen-pozitif prekonversiyon döneminde yüksek bulaştırıcılığa sahip olabilirler.

HIV PCR ( Viral RNA )

PCR yöntemi, Polimerase Chain Reaction (Polimeraz Zincir Reaksiyonu) anlamına gelmektedir.HIV ilerledikçe virüs kendisini kopyalamaya devam eder virüsün kopya sayısı ve virüs yükü kanda artar. Bu yöntemle, vücutta çok az miktarda virüs bile bulunsa, bunlar çoğaltılarak ölçülebilir hale gelmekte ve ayrıca vücutta bulunan virüsün ne miktarda olduğu saptanabilmektedir. Enfekte olmuş bir kişinin kanında virüs bulunmasına rağmen erken dönemde virüse karşı antikor oluşmamaktadır. Bu nedenle PCR testi erken evrede HIV virüsünün kanda tespitinde kullanılmaktadır. 

HIV tanısı almışsanız HIV viral yükünün (HIV RNA) ölçümü doktorunuza vücudunuzda ne kadar HIV virüsü olduğunu ve ne kadar hızla çoğaldığını gösterir.HIV PCR virüsün vücutta varlığını veya ilaç direncinin tespitinde veya başka bir tedavi protokolüne ihtiyacını belirlemede yardımcı olur.

PCR testi,güvenilir ve hassas yöntem olmakla birlikte, dezavantajı, daha zor ve karmaşık bir çalışma yöntemine sahip olmasıdır. Moleküler Bölümü olmayan laboratuarlar, bu testi çalışamazlar. Bu nitelikte laboratuar sayısı da, ülkemizde çok az olup, HIV PCR çalışan laboratuar sayısı bir kaç tanedir.

P24 Antijen Testi

P24, HIV virüsüne özgü viral bir proteindir. Bu proteinin vücutta saptanması virüs varlığını göstermektedir. Bu protein virüs bulaşmasından sonra geçen 2-6 hafta içinde yüksek düzeyde kanda bulunmakta, daha sonra düzeyi düşmektedir. Bu dönemde HIV antikorları henüz ölçülebilir düzeye ulaşmadığı için, HIV p24 antijeni bakılması, erken tanı olanağı sağlamaktadır.

Elisa Testi

HIV virüsü ile enfekte kişilerin savunma sisteminde bu virüsle savaşmak için HIV'e karşı özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorlar oluşması 1 – 3 ay sürebilir.Kandaki bu antikorların ELISA yöntemiyle saptayan HIV testi yöntemine Anti-HIV testi denir.

 

Dizayn